16 Nisan 2013 Salı

Tiyatro-Kimsenin ölmediği bir günün ertesiydi.





Hafta sonu tiyatro'daydık.Taksim Kumbaracı yokuşundaki 'kumbaracı50' tiyatrosun'da Sumru Yavrucuk'un bir travestiyi canlandırdığı tek kişilik oyunu vardı.Oyuna bilet almadan önce neden oyun'un adı ''kimsenin ölmediği bir günün ertesi'' diye düşündüm ama oyun başlar başlamaz nedenini anladım.Oyun,Travestilerin yaşadıkları hayattaki zorlukları,sürekli olarak bir cinayete kurban gitmeleri,neden-nasıl travesti olduklarını anlatıyordu.Kumbaracı50'ye ilk kez gittik,küçük bir sahne ve yaklaşık 50 kişilik bir salon.Devasa sahnelerin gösterişi olmasada küçük ama sıcak ve doğal bir havası var.Sanki daha gerçekçi.İçeride tiyatrocuların isimlerinin yazdığı bir pano.




Oyundan bir kaç sahnenin fotoğrafı.Sumru yavrucuk sahneye ilk çıktığında yanımızdakiler hemen bu yaşta bu fizik diye konuşmaya başladı.Cidden yaşına göre oldukça güzel bir fiziği var,giydiği cesur kostümlerle fiziği oldukça ön plana çıkıyordu.Oyunculuğundaki başarısına zaten diyecek söz yok.Bir saat boyunca tek başına sahnede bir travestiyi canlandırdı,büyük bir başarıyla.




Gerçi senaryo bana göre biraz eksikti,yüzeysel geçmişti bazı şeyleri ama yinede güzeldi.


Kumbaracı yokuşu inerken hiç farketmeden yürüdüğünüz,çıkarken ise zorlayan bir yer.Hemen solda siyah panolu tabeleda''kumbaracı50'' var.


Diğer oyunlar için broşürleri alıp,istiklal caddesine kalabalığına karıştık.Bu oyun sayesinde belki bir çok kişi Travestilerin hayatını biraz daha anladı.Belki artık onları öteki görmeden ,ötekileştirmeden yaşamak gerektiğini kavradı.Bizler ötekileştirdikçe onları dahada zor bir hayata itiyoruz belki farketmeden.


Yine istiklal caddesi üzerindeki The House Cafe'de buz gibi içeceklerimizi içtik,oyun hakkında konuştuk.Bu arada bardaktaki tüm elmaları limonatadan önce yiyip bitirdim:))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder