Makyajın olmazsa olmazlarından biri de kuşkusuz kapatıcılar! Kapatılması gereken sivilce,leke,koyu renkli göz altları nötr hale getirilmeden tamamlanmıyor makyaj.Bu gün Nars'ın kapatıcısına yakından göz atacağız.Stick yapıda olan bu kapatıcının beğendiğim yönleri
*Kremsi yapısıyla çok rahat sürülüyor ve pütür bırakmıyor.
*Kalıcılığı çok yüksek seviyede,hatta gün içinde pudra-fondöten ciltten uçup giderken kapatıcı olduğu gibi duruyor.
*En zorlu sivilce,kızarıklık ve lekeleri başarılı bir şekilde kapatıyor.
Beğenmediğim yönlerine gelirsek
*
Gözaltı kuru yada kuruya dönük yapıda olanlar çok yoğun bir göz çevresi nemlendiricisi kullanarak ürünü uygulamalılar yoksa ürün daha da fazla kuruma yapıyor.
*Eğer çok çok az uygulanmazsa göz çevresinde çizgilenme yapma riski var.
Olumsuz yönleri çok az olan ve genel anlamda çok beğendiğim kapatıcının 'honey' rengini kullanıyorum.Yüzümde sarı alt ton olduğu için honey rengi cildimle tam bütünleşip sırıtmıyor.Alttaki fotoğrafta bileğimin içine kapatıcının dağıtılmadan uygulanmış halini görüyorsunuz.
Yapısı hafif kalın gibi dursada dağıtıldığı an( ki dağıtılması kremsi yapısından dolayı çok rahat oluyor) doğal bir duruşa sahip oluyor.
Nars concealer'ın cilde dağıtılmış halini alttaki fotoğrafta görüyorsunuz.Bu arada Nars'ın klasik kauçuk ambalajını çok sevsemde o ambalaj neden bu çabuk kirleniyor ve makyaj ürünlerinin kalıntılarını üzerinde tutuyor sanki yoksa neredeyse her ürününü çok beğeniyorum .
Gebelik çatlaklarına önlem almak için neredeyse tüm 'çatlak kremlerini' deniyorum.Şu ana kadar en beğenmediğim bir krem olmamasına rağmen denediklerim içinde en beğendiğim çatlak karşıtı ürün Mustela double action oldu.
Yoğun nemlendirme sağlayan çatlak kremleri cildi fazla yağlı tutabilirken,jel yapılı olanlar ise o yumuşaklık ve nemli hissi vermiyor.
Buna rağmen tabiiki çatlak konusunda iyi etki ediyorlar ama bıraktıkları his ve kullanım kolaylığı bakımından en sevdiğim Mustela oldu.Kremin yapısı su bazlı,bu yüzden cilde sürüldüğü andan itibaren hızla emilmeye başlıyor ve ilk baştaki beyaz krem görüntüsü saniyeler içinde yok olup cilt tarafından absorbe ediliyor.
Su bazlı bir yapısı olduğu için yağlı his bırakması gibi bir durum söz konusu değil,kremlerin vıcık vıcık yapısından hoşlanmayanlar için çok iyi bir alternatif olduğunu düşünüyorum.Çok hafif sabunumsu bir kokusu var,koku hassasiyeti olanları dahi rahatsız etmeyeceğini düşünüyorum zira ben bu kokuyu çok sevdim :)
İçeriğinde soya özü,acıbakla özü,karaçam özü gibi bitkiler cilde esneklik kazandırırken cildin destek liflerinin üretiminin artışına yardımcı oluyor.
Mineraller ve sophora japonica ise cildin yeniden yapılandırılmasına destek oluyor.
Shea yağı ve avokado peptidleri ise cildi nemlendirip,hassasiyetinin yatıştırılmasını sağlıyor.
Kremin piyasa satış fiyatı 150 ml'lik ambalaj için ortalama 80 tl civarında.Şu sıralar bir çok eczanede Mustela double action'u ikili kofre şeklinde ve ikincisi %50 indirimli bulmak mümkün.Kofrenin fiyatı 120 tl.
Sadece Gratis'lerde satılan Hask markası mini boy ürünleriyle yeni kullanıcılara kendini tanıtmayı hefefliyor olsa gerek.Saç bakım kreminin tam boyunuda Gratis'te gördüm ama ilk önce minik boy olan bu deneme ürününü alıp bakmak istedim.
Aslında minik boy diyorum ama paketin içinden yaklaşık 3 kullanımlık krem çıkıyor.İlk kullanımdan itibaren saçlara inanılmaz bir yumuşaklık ve parlaklık kazandıran bu şahane etkili maskeyi çok sevdim.Özellikle son zamanlarda saç bakımında yeni ürün arayışında olanların çok seveceğini düşünüyorum.
Ürün saç bakım kremi olarak geçsede aslında maske gibi kullanılıyor.Nemli saça,özellikle yıpranmış bölgelere masaj yaparak uygulayıp yaklaşık 10 dk beklettikten sonra durulanıyor.Yıpranmış saçlarda ciddi etkili olduğunu düşünüyorum ancak içerik kısmında hassas olanlar paraben ve silikon'u görünce eminim pek hoşlanmayacaktır.
Ben ürünü etkisinin yüksek olması açısından çok beğendim ama yine bir çok beğendiğim üründe olduğu gibi içerik kısmı beni hayal kırıklığına uğrattı.
Macademia oil yoğun nemlendirme etkisine sahip olduğu için bu seri saça nem ve ışıltı vermek için tasarlanmış.Birde monoi oil serisi var oda besleyici etkili bir seri.
Serinin devamı niteliğinde olan diğer ürün ise macademia oil,maskenin kullanım talimatında da yazdığı gibi maskeyi duruladıktan sonra nemi alınmış saça bir miktar uygulayıp kurutabiliyoruz.Ben maskeyi yapmadığım günlerde de bu küçük şişedeki yağdan az miktarda alıp saç uçlarıma sürüyorum.Bu yağın en güzel yanı sanırım verdiği parlaklık.Fiyatı yaklaşık 7 TL civarıydı.Siz Hask markasını denedinizmi?
Şubat ayı boyunca çok fazla makyaj yapmamakla beraber,havaların güzel olduğu günlerde de nispeten daha hafif yapılı makyajlar yaptım.Hafif makyajlar için gözlerde tercihim genelde nude tonlar olduğu için en sevdiğim paletlerimden biri The balm nude tude bu ay bana eşlik etti.
Bu aylar geçiş ayları olduğu için daha çok cildime bakım yapmayı tercih ettim.Bakım yaptığım günler de fondöten gibi ağır ve yorucu ürünler kullanmak istemedim.Az ürünle pratik makyajlar yaptım diyebilirim.
Son zamanlarda en sevdiğim,hatta bu zamana kadar kullanmakta geç bile kalmışım dediğim Mac warm soul allığım her makyajda benimle.Şeftali alt tonlu bir bronz olması ve disko topu gibi parlamak yerine hafif hafif ışıltı vermesiyle açık renk ten grubuna çok yakıştığını düşündüğüm bir allık.Bu ayda benim en sık kullandıklarımdan biri oldu ! :)
Havaların yavaş yavaş ısınmasıyla bahar kendini gösterir gibi oldu,makyajda da renkler hemen cıvıltılı iç açıcı haline büründü.Ben ruj olarak Sephora firework'u bu ay çok sık kullandım.Nar çiçeği rengindeki bu rujun yarı mat yapısı çok hoşuma gidiyor.Kalıcılığı ortanın üzerinde olan bir ruj.
Rimel olarak Gosh boombastic bu ay sık kullandıklarımdan.Geçen ay elim sürekli Eyeko skınny brush'a gidiyordu.Bu ay tercihimi Gosh'tan yana kullandım ;)
Yazının başında da bahsettiğim gibi bu ay cildime daha çok bakım yaptığım için ağır ürünler kullanıp yormak istemedim.Mineral ürün grubundan olan Pshycians formula ton dengeleyici ve toz pudrayı kullanmak yeterli geldi.Hem cildim nefes alıp hemde daha homojen bir görüntü yakaladım.
Yaşam dükkanı ''zarar vermeden kaliteli yaşamak mümkün''mottosuyla içinde barındırdığı tüm markaların tek yetkili temsilcisi olan bir platform.Bu dünyada hayvanlarında yaşama hakkı olduğuna inanan(bravo), adil ticarete inanan,doğal ve mümkün olduğunca organik üretim olan ürünler satan,tüm ürünlerin tam içeriğini sitesinde yazan bir marka.
Sitelerini yaşam dükkanı inceleyince eşek sütlü vücut losyonundan,cilt bakım ürünlerine,bb kremlerden doğal sabunlara her şeyi bulabilirsiniz.Hayat felsefesi olarak benimsedikleri değerlerden ve ürünlerinin temiz içerikli olmasından çok etkinlendiğim ''yaşam dükkanı''na ait organik hindistan cevizi yağını ilk başta denemek istedim.Yağ tamamen doğal ve ilk bakışta krem gibi bir yapıda duruyor.
Cam kavanozu içerisinde ambalajlanmış ve kavanozun kapağını açar açmaz ilk başta nefis hindistan cevizi kokusuyla büyüleniyorsunuz zaten.Özellikle hindistan cevizi kokusunu sevenlerin bayılacağını düşünüyorum.Bu arada son zamanlarda hindistan cevizi yağı popülerleşmeye başladı özellikle saç bakımında daha çok faydalanılan bu yağdan neredeyse deneyen herkesin çok memnun olduğunu gördüm.Bende bu yağı ilk başta saçlarım için kullanmak istedim.
Ancak katı yapıdaki bu yağı ilk önce içi sıcak su dolu bir kaba koyup yaklaşık 10 dk kadar çözünmesini bekliyoruz.Sıcak su içinde bekleyen cam kavanoz iyice çözünüp tamamen sıvı hale gelince istenildiği bölgede kullanılmak üzere hazır olmuş oluyor.
Saçlarımda neredeyse iki gün kalan hindistan cevizi kokusunun güzelliği bir yana saçlarım yumuşacık oldu,ben bu yağı çok sevdimDediğim gibi ben ilk başta saçlarımda kullandım ancak cilt bakımı ve vucut bakımında da oldukça etkili olduğunu duydum özellikle cildi kuru olanlarda hafta bir uygulama yapmak çok iyi sonuç veriyormuş.Siz hindistan cevizi yağı kullandınızmı?
Hamileliğimin 23.haftasını doldurmak üzereyim,en başında gebelikle ilgili en büyük korkum kilo alımı ve çatlaklarla ilgiliydi.Çok kilo almaktan ve çatlamaktan deli gibi korkuyordum ve bu konuda ne yapabilirim diye çok okudum,araştırdım.Gerçi gebelik haftası ilerledikçe insan kiloyuda,çatlaklarıda çok önemsemiyor en büyük korku bebeğimizin sağlığıyla ilgili durumlar oluyor.
Sanırım annelik içgüdüleride hamilelik ilerledikçe bünyeye yüklenmeye başladı :) bu sebeple kilomada,çatlak riskine de çok takılmadan kendime en iyi şekilde bakmaya çalışıyorum.
Gebelik haricinde de hızlı kilo alınan-verilen dönemlerde de maalesef çatalama problemi olduğu için aslında herkese hitap edebilecek bir ürün diye düşünüyorum.
Gebeliğimin ilk haftalarından beri cildimi nemli tutmak için kozmetik ürünler ve yağlardan faydalandım ama bu gebelik çatlakları için ilk yazımı bu haftalarda neler kullandığımla başlamak istedim.Kullandığım diğer ürünlerin yazısıda ilerleyen haftalarda ayrıca gelecek.Gebelik deyince çatlak kreminde akla ilk gelen Lierac oluyor,hem doktorların hemde girdiğiniz herhangi bir eczanede çatlak dediğiniz anda eczacının tavsiye ettiği yegane ürünlerden biri.Hal böyle olunca her gebe mutlaka bir defa da olsa lierac denemiştir diye düşünüyorum.
Yoğun jel yapıda ve ilk kullanımda hafif yapışkan bir his yaratan bu krem tüm dünyadaki gebelerin çatlak konusundaki bir numaralı ürünü.Hafif yapışkan his siz bu jelle hafifçe masaj yaparak sürerken kayboluyor.Sonrasında ise hızlı kurumasından dolayı kıyafetlerinizi giymek için çok bekletmiyor.Kıyafetlerimde şimdiye kadar leke veya herhangi bir iz bırakmaması ise artı'larından biri.Gün içinde sadece bir kez sürülmesi aslında yetiyor ama cildi çok kuru olanlar aynı işlemi tekrarlayabilirler.
Ben Lierac'ı oldukça sevdim diyebilirim,çünkü yağlı-yapışkan his bırakmadan hızlıca kuruması bana çok pratik geldi.Nemlendirme oranıda yeterli olduğu için sevdim.Hamileliğin başından sonuna Lierac'la geçirenler var.Kullanıcı yorumlarında kimi fazla kilo almasına rağmen bu jelle hiç çatlamadığını kimi ise az kilo alıp çatladığını söyleyebiliyor.Bana göre işin bu işin sırrı %50 genetik,%50 bakım'la doğru orantılı.Tabi çatlağın tek önlemi kremler değil,bol sıvı alımıda bu işte önemli rol oynuyor.Genelde annenize bakın çatlağı varsa sizde çatlayacaksınız derler,bu riski olanlar sıvı alımını ve çatlak önleyici ürünleri daha ciddiye almalı diye düşünüyorum.

Ürünü eczanelerde ve internette bir çok farklı sitede farklı fiyata bulmak mümkün.Genelde 100ml'lik ambalajı 68TL civarıyken 200 ml'lik ambalajı 110TL civarında satılıyor.100ml'lik ambalaj bana yaklaşık 3 hafta kadar yetti,günde bir kere bol bol sürdüm.Ürünü beğenince 200 ml'lik ambalaja geçtim,hala kullanıyorum.Sizin en iyi diyebileceğiniz çatlak kremleri hangileri?
Schwarzkopf Gliss serisi bir çok farklı ürün çeşidiyle hepimizin denediği markalardan biridir diye düşünüyorum.Eğer hala denemeyen varsa da mutlaka denesin derim ;) Gliss'in oil elixir sıvı saç kremi ''yağ bazlı''bir alt yapıyla saçları tararken koparak dökülmeden kurtaran iyi ürünlerden biri.Özellikle fiyatlarının uygunluğu ile kıyaslarsak aslında ürünler çok kaliteli.
Ultimate oil elixir serisinin içinde sıvılaştırılmış keratin bulunuyor.Saçı yeniden yapılandırarak,yıpranmış ve çok kuru saçlar için onarıcı niteliğinde de diyebiliriz.
Yıpranmış ve çok kuru saçlarda banyodan sonra taranma problemi yaşayan saçlar için sıvı saç kremi kullanmak genelde daha iyi sonuç veriyor.Bu ürünün durulanmadan saçta kalması ise gün boyu saçı daha nemli tutmak açısından benim saçlarıma iyi geliyor.
Aynı serinin saç bakım maskesi ise şu sıralar severek kullandığım banyo ürünlerimden.Sadece 1 dakika saçta bekletilip durulanmasıyla pratik bir maske,çok yoğun bir nemlendirmesi var ve bu maskeyi kullandığım günler banyodan sonra tarama kısmında aslında sıvı saç kremine ihtiyacım olmuyor.O kadar güzel bir yumuşaklık veriyorki zaten saç taranırken pek zorluk çıkarmıyor,ayrıca saçlarda elektriklenme gibi problemler varsa bu maske saçı yumuşatıp yatıştırdığı için elektriklenme sorunuda yaşamıyorsunuz.
Maskenin içinde de keratin ve Schwarzkopf'un besleyici yağ iksiri olduğu için en kötü durumdaki saçlar için aslında kurtarıcı ürünlerden diyebilirim.Son zamanlarda çok işlem görmüş,kurumuş ve yıpranmış saçların en sık karşılaştığı sorunlar olan koparak dökülme,taranırken kırılma,kuruluk,cansızlık ve mat saçlar için tam ihtiyaca yönelik bir seri.
Bu seriyi fiyat ve performans olarak çok beğensemde bir eksiside var aslında oda saçı bir miktar ağırlaştırması.Bu kadar yoğun ve yağ bazlı içeriğe sahip olan ürünlerde çok sık yaşanan bir sorun bu ağırlaşma hissi.Saçı besleyip korumaya ihtiyaç duyulan zamanlarda yoğun içeriklere yönelmek saçı iyileştiriyor ama bir miktar ağırlaşma da oluyor maalesef.İyi etkileriyle kıyaslayınca sırf verdiği ağırlık hissinden dolayı bu seriden vazgeçmemek gerek diye düşünüyorum.
Ben dönem dönem kullanıp sonra yine başka ürünler denemeye başlıyorum ama Gliss'in ultimate oil elixir serisi sık sık tekrardan kullandığım ürünlerden.Saçı yıpranmış,kuru ve mat olanların çok seveceğini düşünüyorum ancak saçı iyi durumda olup deneyenlerde ertesi güne saçta yağlanma gibi etkiler olabilir nede olsa yağ içeriyor.